Emre
New member
Vesikalı Yarim: Aşkın ve Drama’nın İzinde, Bir Film Seti Macerası
Kim demiş “film setleri sıkıcıdır” diye? Hele de İstanbul gibi bir şehirde, “Vesikalı Yarim” gibi unutulmaz bir filmin çekildiği mekanlarda! Evet, doğru tahmin ettiniz, söz konusu film İstanbul’da çekildi. Peki ama hangi semtlerde, hangi mekanlarda, hangi sokaklarda? Gelin, 1968 yapımı bu efsane filmin çekim yerlerine dair eğlenceli bir yolculuğa çıkalım.
İstanbul’un Boğazı, Aşkın ve Dramın Kıyısında
Bir yanda Boğaz’ın huzurlu suları, diğer yanda aşkın acı tatları… İstanbul, bir film için doğru mekan arayanlar için tam anlamıyla bir cennet. "Vesikalı Yarim" de bu cennetin en göz alıcı köşelerinden biri olan, Beyoğlu’nu, Emin Ali Paşa Mahallesi’ni, hatta Boğaz’ın hemen kıyısındaki şirin semtleri arkasına alarak çekilmiş.
Gerçekten de, İstanbul’un tarihi dokusu, eski binaları ve o kırık dökük, nostaljik havası, aşkın ve dramın olduğu her sahneyi pekiştiriyor. Bir sahne de var ki, hem İstanbul’un yokuşları hem de seni terk eden sevgiliye karşı duyduğun öfkenin şiddetiyle tam örtüşen bir görüntü oluşturuyor: İstiklal Caddesi’nde bir tren sesi, bir de köşe başında bekleyen aşıklar. İşte bu, sinemanın büyüsünü en iyi anlatan anlardan biridir.
Beyoğlu’ndan Kadıköy’e, Aşkın Rotasında Bir Yolculuk
“Vesikalı Yarim”in çekildiği bir başka dikkat çeken mekan, İstanbul’un Kadıköy ilçesidir. Çekimler sırasında, Kadıköy’ün rengarenk sokaklarında, o dönemin insanlarının yaşamını yansıtan sahneler yaratılmıştır. İstanbul’un Asya yakası, şehrin Avrupa yakasındaki modern dünyadan çok daha sakin ve zamansızdır. Bu yüzden filmdeki duygusal yoğunluk, Kadıköy’ün o nostaljik havasıyla bütünleşmiştir.
Kadıköy’deki sokaklar, sinemada gördüğümüz o eski film kasetlerinde yer alan, arka planda salınan eski tramvaylar, biraz daha yavaş adımlarla yürüyen insanlar ve hayatı anlamlandırmaya çalışan karakterler için oldukça anlamlıdır. Aşkı, kaybı ve kararsızlıkları bu sokaklarda, o dönemin ışıklarıyla pekiştirmişlerdir. “Vesikalı Yarim”in en büyülü anlarından biri de belki de buradadır: İstanbul’un dört bir yanını, sadece Boğaz’ı değil, Kadıköy’ün o sakinliğini bile içeren bir aşk!
Kadınların Bize Anlattığı Aşk, Erkeklerin Stratejiyle Sürdüğü İlişkiler
“Vesikalı Yarim”in çekim yerlerine ve dönemine baktığımızda, aşkın biçiminden daha fazla, onun bu mekânlarla kurduğu derin ilişkiyi görmemiz mümkün. Hem kadınlar hem de erkekler birbirlerini ararken, hem Boğaz’ın karşı kıyısındaki sesli yelkenlilerde hem de Kadıköy’deki eski tramvaylarda hayal kurmuşlar.
Kadınlar, filmdeki drama ve duygusal bağlarını yansıtmakla kalmaz; aynı zamanda aşkı da hep beklerler, yavaşça yaklaşan ve son anda kaybolan bir umutla. Bir kadının çarpıcı bakışları, İstanbul’un sokaklarındaki eski taşlarla buluşur. Kadınlar o kadar ilişki odaklıdır ki, bu filmdeki her bakış, her duygusal çıkarım aslında ne kadar duyarlı olduklarının göstergesidir.
Erkeklerse, başroldeki karakter gibi, duygusal çözümler arar, stratejilerle yaklaşırlar. Erkeklerin ilişkilerinde aşkı elde etme yolunda gösterdikleri sabır, yıllarca zamana karşı yarışan bir strateji oyununa benzer. Ama İstanbul’da, aşk bir stratejiye, bir plana sığmaz; o sokaklarda kaybolur ve her köşe başında bir yeni umut doğar.
Sinemada İstanbul’u Keşfetmek: Bir Yönüyle “Vesikalı Yarim”
Film boyunca, izleyiciyi yalnızca bir aşk hikâyesi değil, İstanbul’un değişen yüzüyle de tanıştırırız. Bir an için, “Vesikalı Yarim”in hangi sokakları ya da semtleri kapsadığını unutur, sadece İstanbul’un yüzyıllara dayanan içsel dinamizmini gözlemleriz. O eski binalar, şehre özgü ince detaylar ve her birinin ardında barındırdığı anlamlar… 60’ların İstanbul’u, bize çok daha fazlasını anlatıyor.
Filmin her sahnesi, bir semtin ruhunu ve oradaki insanların yaşam biçimlerini öylesine içselleştirmiştir ki, bu, yalnızca mekânların değil, karakterlerin de gelişimine dair çok şey söyler.
İstanbul’un o unutulmaz yerlerinde dolaşırken, sadece bir film seti görmüyorsunuz; geçmişin zamansız şehrine tanıklık ediyorsunuz. Bir yanda aşkın hüsranını, diğer yanda geçmişin silinmeyen izlerini görürken, İstanbul, bir sinema perdesi gibi açılıyor.
Sonuçta: “Vesikalı Yarim” ve İstanbul, Bir Bütün
Kısa bir süre için bile olsa, “Vesikalı Yarim”in çekildiği mekanlara adım attığınızda, o filmde yaşanan duygusal patlamaların ne kadar derin olduğunu hissedersiniz. İstanbul’un tarihî yapıları, duyguların göğüs kafesinde yankı bulmuşçasına derinleşir. Bu film, İstanbul’u sadece bir dekor olmaktan çıkarıp, duyguların aktığı bir kanal haline getirir. Aşk ve drama odaklı her karakterin, farklı bir semtte, farklı bir mekânda aradığı huzur ya da huzursuzluk, şehre özgü bir iz bırakır.
Peki ya siz, “Vesikalı Yarim”in çekildiği mekanlarda bir gün dolaşsaydınız, hangi duyguya kapılırdınız? İstanbul, gerçekten de sadece bir şehir değil, bir duygu mu?
Kim demiş “film setleri sıkıcıdır” diye? Hele de İstanbul gibi bir şehirde, “Vesikalı Yarim” gibi unutulmaz bir filmin çekildiği mekanlarda! Evet, doğru tahmin ettiniz, söz konusu film İstanbul’da çekildi. Peki ama hangi semtlerde, hangi mekanlarda, hangi sokaklarda? Gelin, 1968 yapımı bu efsane filmin çekim yerlerine dair eğlenceli bir yolculuğa çıkalım.
İstanbul’un Boğazı, Aşkın ve Dramın Kıyısında
Bir yanda Boğaz’ın huzurlu suları, diğer yanda aşkın acı tatları… İstanbul, bir film için doğru mekan arayanlar için tam anlamıyla bir cennet. "Vesikalı Yarim" de bu cennetin en göz alıcı köşelerinden biri olan, Beyoğlu’nu, Emin Ali Paşa Mahallesi’ni, hatta Boğaz’ın hemen kıyısındaki şirin semtleri arkasına alarak çekilmiş.
Gerçekten de, İstanbul’un tarihi dokusu, eski binaları ve o kırık dökük, nostaljik havası, aşkın ve dramın olduğu her sahneyi pekiştiriyor. Bir sahne de var ki, hem İstanbul’un yokuşları hem de seni terk eden sevgiliye karşı duyduğun öfkenin şiddetiyle tam örtüşen bir görüntü oluşturuyor: İstiklal Caddesi’nde bir tren sesi, bir de köşe başında bekleyen aşıklar. İşte bu, sinemanın büyüsünü en iyi anlatan anlardan biridir.
Beyoğlu’ndan Kadıköy’e, Aşkın Rotasında Bir Yolculuk
“Vesikalı Yarim”in çekildiği bir başka dikkat çeken mekan, İstanbul’un Kadıköy ilçesidir. Çekimler sırasında, Kadıköy’ün rengarenk sokaklarında, o dönemin insanlarının yaşamını yansıtan sahneler yaratılmıştır. İstanbul’un Asya yakası, şehrin Avrupa yakasındaki modern dünyadan çok daha sakin ve zamansızdır. Bu yüzden filmdeki duygusal yoğunluk, Kadıköy’ün o nostaljik havasıyla bütünleşmiştir.
Kadıköy’deki sokaklar, sinemada gördüğümüz o eski film kasetlerinde yer alan, arka planda salınan eski tramvaylar, biraz daha yavaş adımlarla yürüyen insanlar ve hayatı anlamlandırmaya çalışan karakterler için oldukça anlamlıdır. Aşkı, kaybı ve kararsızlıkları bu sokaklarda, o dönemin ışıklarıyla pekiştirmişlerdir. “Vesikalı Yarim”in en büyülü anlarından biri de belki de buradadır: İstanbul’un dört bir yanını, sadece Boğaz’ı değil, Kadıköy’ün o sakinliğini bile içeren bir aşk!
Kadınların Bize Anlattığı Aşk, Erkeklerin Stratejiyle Sürdüğü İlişkiler
“Vesikalı Yarim”in çekim yerlerine ve dönemine baktığımızda, aşkın biçiminden daha fazla, onun bu mekânlarla kurduğu derin ilişkiyi görmemiz mümkün. Hem kadınlar hem de erkekler birbirlerini ararken, hem Boğaz’ın karşı kıyısındaki sesli yelkenlilerde hem de Kadıköy’deki eski tramvaylarda hayal kurmuşlar.
Kadınlar, filmdeki drama ve duygusal bağlarını yansıtmakla kalmaz; aynı zamanda aşkı da hep beklerler, yavaşça yaklaşan ve son anda kaybolan bir umutla. Bir kadının çarpıcı bakışları, İstanbul’un sokaklarındaki eski taşlarla buluşur. Kadınlar o kadar ilişki odaklıdır ki, bu filmdeki her bakış, her duygusal çıkarım aslında ne kadar duyarlı olduklarının göstergesidir.
Erkeklerse, başroldeki karakter gibi, duygusal çözümler arar, stratejilerle yaklaşırlar. Erkeklerin ilişkilerinde aşkı elde etme yolunda gösterdikleri sabır, yıllarca zamana karşı yarışan bir strateji oyununa benzer. Ama İstanbul’da, aşk bir stratejiye, bir plana sığmaz; o sokaklarda kaybolur ve her köşe başında bir yeni umut doğar.
Sinemada İstanbul’u Keşfetmek: Bir Yönüyle “Vesikalı Yarim”
Film boyunca, izleyiciyi yalnızca bir aşk hikâyesi değil, İstanbul’un değişen yüzüyle de tanıştırırız. Bir an için, “Vesikalı Yarim”in hangi sokakları ya da semtleri kapsadığını unutur, sadece İstanbul’un yüzyıllara dayanan içsel dinamizmini gözlemleriz. O eski binalar, şehre özgü ince detaylar ve her birinin ardında barındırdığı anlamlar… 60’ların İstanbul’u, bize çok daha fazlasını anlatıyor.
Filmin her sahnesi, bir semtin ruhunu ve oradaki insanların yaşam biçimlerini öylesine içselleştirmiştir ki, bu, yalnızca mekânların değil, karakterlerin de gelişimine dair çok şey söyler.
İstanbul’un o unutulmaz yerlerinde dolaşırken, sadece bir film seti görmüyorsunuz; geçmişin zamansız şehrine tanıklık ediyorsunuz. Bir yanda aşkın hüsranını, diğer yanda geçmişin silinmeyen izlerini görürken, İstanbul, bir sinema perdesi gibi açılıyor.
Sonuçta: “Vesikalı Yarim” ve İstanbul, Bir Bütün
Kısa bir süre için bile olsa, “Vesikalı Yarim”in çekildiği mekanlara adım attığınızda, o filmde yaşanan duygusal patlamaların ne kadar derin olduğunu hissedersiniz. İstanbul’un tarihî yapıları, duyguların göğüs kafesinde yankı bulmuşçasına derinleşir. Bu film, İstanbul’u sadece bir dekor olmaktan çıkarıp, duyguların aktığı bir kanal haline getirir. Aşk ve drama odaklı her karakterin, farklı bir semtte, farklı bir mekânda aradığı huzur ya da huzursuzluk, şehre özgü bir iz bırakır.
Peki ya siz, “Vesikalı Yarim”in çekildiği mekanlarda bir gün dolaşsaydınız, hangi duyguya kapılırdınız? İstanbul, gerçekten de sadece bir şehir değil, bir duygu mu?